1

8

Embed

HAYAL KURUN

Dünyanın en basit ve en ucuz eylem öncesidir hayal kurmak. Gördüğümüz her icadın öncesi hayal kurmak ile başlamıştır. Facebook önceMark Zuckerbergkafasında canlandı, Jack Dorseyönce Twitter’ı kurmadı, tabii ki günlerce veya aylarca bunun hayalini kurdu. Belki Türkiye’de kapatılmasını hayal etmemişti ama inanın şimşekler önce kafada çaktı. Bildiğiniz tüm markaların oluşumu kafada tasarlanmıştır.

Hayal kurmak, aslında tasarlamaktır. Ön tasarımdır. Belki detaya girmez ama genel hatlarıyla olaya bakış açısı katmaktır. Bir örnek vereyim…

Bi adam, kendi memleketinde çiğköfte salonu açmıştır. Yüzlerce çiğköfte salonları vardır. Ama o hayalci adam, markasını tüm Türkiye’ye tanıtmak ister ve bunun hayalini kurar. Daha memleketinde tanınmayan o hayalciye, “Ya kardeşim, çiğköfteyi yoğuran usta önemlidir. Sen tüm Türkiye’ye çiğköfte yoğuramayacağına göre insanlar senin niye markanı kullansın.” diye hayal kuramayanlar itiraz ederler. O hayalini icraata dökmek için uğraşır. Ve bugün bu hayalci arkadaş, 78 ilde toplam 642 bayisi olan bir marka olmuştur. Almanya, Azerbaycan, İsviçre, Fransa, Avusturya ve Hollanda’da toplam 20 şubeye ulaşmıştır. Bu şirket 2013 yılında 30 milyon TL ciro elde etmiştir. Anlattığım marka Adıyaman menşeli KOMAGENE şirketidir. Türkiye’nin her yerine, kendi fabrikasından ürettiği çiğköfteyi al-sat-öde sistemiyle dağıtmaktadır bu hayalci…

Bizim ülkede hayal kurmak olumsuz anlam gibi gelir. Eğer biri, sizin anlattığınız fikirle dalga geçiyorsa, doğru yaldasınız bence!

Peki, insanlığın büyük bir bölümü niye hayal kurmuyor?

Aslında insanlığın büyük bir bölümü hayal kuruyor ama icraata geçiremiyor. Hayal kurmak başlı başına yetmez. O hayali yoğurup hayata geçirmek lazım. Bir yere bir bina dikmenin hayalini kurarsın. Kafanda şekiller çizersin. Binanın otoparkından bahçesine varıncaya kadar hayalini geliştirirsin. Ama o hayalini kâğıda dökmezsen ve hiçbir girişimde bulunmazsan, yıllarca o hayalle yaşasan da o bina yükselmez. Hatta bir gün o hayalinin başkaları tarafından yükseldiğini görürsün. Ben bunu düşünmüştüm diye hava atarsın ama o havaya kimse inanmaz!

Hayal görünmezdir. Hayal kokmaz ve duyulmazdır. Hayal, kişiseldir. Kaydı yoktur. Taaa ki icraata geçirene kadar…

Bu arada yeni neslin hayal kuracak zamanı da yoktur maalesef. O yüzden bizde yeni fikirlere sahip insanlara zor rastlanır. İlkokuldan başlayan test çözme yarışına giren çocukların, anlamsız rekabetlerin, çocukluğunu yaşayamayan nesillerin olduğu bir dönemden bahsediyorum. Anne babaların haklı olarak korkması nedeniyle dışarıda olmayan, bilgisayar başında çocukluğunu yaşayan bir nesilden bahsediyoruz.

İşte bu nesil, hayal kuracak zamana sahip değil. İnterneti sadece sosyal medya veya oyun amaçlı kullanan bir gençlikten bahsediyoruz.  Geçen gün gazetelerden okudum. 14 yaşındaki çocuk 16 saat oyun oynamış ve bu sırada 4 litre asitli içecek tüketmiş. 16 saatin sonunda ayağa kalkar kalkmaz yere yığılmış. 13 gün komada kaldıktan sonra hayata dönmüş ve ilk sözü şu olmuş: “Galiba oyunu abarttım..”

Bu çocuğun hayal kurmasını düşünebiliyor musunuz?

Öğretmen ilkokul birinci sınıf öğrencilerine şu soruyu sorar: Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz? Doktor diyen çıkar, öğretmen diyen çıkar, polis diyen çıkar. Ama biri, “ben başbakan olacağım” der. Herkes güler, öğretmen de dâhil. O yedi yaşındaki çocuk Mesut Yılmaz’dır. Hayal kurmaya yönelik çocuklar yetiştirmeliyiz.

 

3
Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !