1

8

Embed

Küresel sahtekârlık: Kapitalizm

Kandırılması en kolay canlı insandır galiba. Ta ilk çağlardan beri sürekli birileri, birilerini kandırıyor. Ve bu sürekli kanmaya veya kandırılmaya müsait insanoğlu hiç bir zaman ders çıkarmayacaktır. Çünkü insanoğlu genelde sorgulamaz. Merak etmez.

Bu ilk kandırmalar aslında takas sistemiyle başlamıştır. En azından ben öyle tahmin ediyorum. Şapkalı mantar verip yerine arpa alan bir yüzyıldan bahsediyorum. Bankaların olmadığı, müteahhit kafalı insanların daha doğmadığı yıllarda alışverişin takas ile olduğu bir dünyada kandırılmak daha kolay gibi gelse de aslında zordur. Çakmak taşı verip yerine zehirli mantar alan bir dünyalının o mantarı yedikten sonraki hali içler acısıdır. Tüketici hakları yok, kan parası yok, devlet hastanesi yok, devlet yok, derin devlet ise hiç yok!

 

Pazarlama kavramının ilk çıkışı aslında “kandırma” üzerine çıkmıştır. O zehirli mantarı veren ilkçağ insanı ile filan bankanın verdiği ev kredisi aslında aynı mantıktır. Şirketlerin yaptığı bütün promosyonlar aynı mantıkla yapılır aslında. Yapılan her promosyonun altında o “zehirli mantar” yatar. Ve bu milenyum çağda her iki kişiden biri o zehirli mantarı tatmıştır.

Çıkın çarşıya bir bakın etrafınıza; “KAPATIYORUZ” markalı kaç iş yeri görürsünüz? Fiyatları küsurlu kaç marketle karşılaşırsınız? Yalanın olmadığı kaç şirketle karşılaşırsınız? Temelde “zehirli mantar” vermeyen kaç pazarlamacıyla karşılaşırsınız?

Çarşıda yorulmuşsanız eve geçin ve televizyon karşısına kurulun. Reklamları izlemiyorsunuzdur, geçelim! Ama reklam esnasında televizyonun sağ alt veya sol alt tarafında görülen geriye doğru akan dijital rakamların kandırmaca olduğunu kimse dillendirmez. 3 dakika sonra başlayacak dizinin aslında 5 dakika sonra başlayacağını hesap etmez izleyici. Bu kandırmacayı dillendiren bir televizyon eleştirmeni gördünüz mü? Bir de, “Tekrarsız bölüm” diye bas bas bağırılan bir yalan daha çıktı.

Televizyonu kapattınız, bilgisayarı açtınız. Koca koca sitelerin zorla göstermek istediği reklamlardan tutun da açmak istediğin sitenin aslında başka sitelere yönlendirilmiş bir site olduğuna varıncaya kadar süren bir kandırmaca... Her gün mail kutun gereksiz mesajları silmen ile geçer. Bunların hepsi reklamdır.

Bıktım bu teknolojiden deyip bilgisayarı da kapattınız. En iyisi muhabbet deyip çayınızı yudumlamaya başladınız. İlk bebek bezi ne zaman çıktı diye tartışırken “gugıl” aklına gelir. Ama inat ettin, açmazsın! İkinci çaylar içilirken telefonun çalar. Bu dünyada, gelişmiş, gelişmekte olan, müzakere tarihi alan veya almayan bir ülkede yaşıyorsanız mutlaka bir müşteri temsilcisi ile temasınız olmuştur. Bu teması yazmayacağım şimdilik!

Yeter artık deyip kafayı yastığa koyarsın. Bu memlekette gördüğün rüyanın dahi cılkı çıkmıştır. Yine yazmayacağım!

twitter.com/mahirtemur

 

 

3
Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !